En son

Yeni Hayat Gazetesi

Pijama dâvâsı

20’li yaşlarda, havada, karada, denizde önümüze kim gelirse ille de sıkı MHP propogandası yaparken moralimizi en çok Adalet Partililer bozardı. Evvelâ, “Yav gençler, milliyetçi olmanın üstünlüğü nedir; hepimiz milliyetçiyiz. Milliyetçiliği bir partiye mal ederseniz ilerde çok tatsızlık çıkar’ derler, ardından, ‘Devletin kendisinden çok devletçilik davası gütmek neyinize? Bizim bildiğimiz

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

‘Pozitif milliyetçilik’ nedir; nasıl yapılır?

Milliyetçiliğin ilk basamağı, ‘Millet’ diye bir topluluğun varlığını kabul etmektir. Bu bir aksiyom, yani ‘müteârife’. Sözlük, aksiyom için şöyle diyor: Doğruluğu mantıken kabul edildiği halde, doğruluğu veya yanlışlığı ispatlanamayan hükümler. Meselâ, ‘Bütün, parçadan büyüktür’ veya ‘Bir şey kendisinin aynıdır’ gibi. Millet kavramının hikâyesi biraz çetrefil. İslâm kültürüne göre, ‘Bir dine

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Bir ‘şirket’ hikâyesi

Memleketin birinde tekstil piyasasında faaliyet gösteren bir şirket vardı. Şirket halka açıktı, hisse senetleri ara sıra borsada işlem görüyordu. Küçük bir şirketti bu; hissedarları şirkete tamamen duygusal bağlarla merbût bulunduklarından işletme ne batıyor, ne de iflâh oluyordu. Şirket ilk başlarda, “Tekstil piyasasında bir numara olacağız!” diye iddialı bir tanıtım kampanyasıyla

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Eey İzlanda, sen kimsin ya?

Dün İslâmcı arkadaşlara takılmıştık az biraz; milliyetçiler gönül koymasın, bugün sıra onların. Bayramın ilk günü haberlerde inanılmaz bir görüntü seyrettim. Euro 2016’nın çeyrek finalinde Fransa’dan beş yiyerek elenen milli takımlarını İzlandalılar, başkent Reykjavik’in sahilinde görkemli bir törenle karşılamış, bağırlarına basmışlar. Burnumun direği sızladı resmen. İmrendim, “Helâl olsun

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Dünyanın bütün mustazafları, birleşin!

Siyasi İslâmcı kardeşlere takılmadan duramıyorum; şu günlerde sık sık yarı istihzâ ile sarfedilen “milli birlik ve beraberlik” klişesi iğreti ağızlara hiç yakışmıyor zira hakikati yok. İslâmcılar “Tevhîd’ akîdesinden bahsederken daha sahici ve en azından kitapta yeri olan bir kavrama işaret ediyorlardı. ‘Tevhid’den ‘Milli birlik ve beraberlik’e tenezzüldeki siyasi

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Bir ‘flashmob’ videosundan öğrendiklerim

2012 yılının 19 Mayısı’ndayız, saat öğleden sonra 18 suları, günlerden Cumartesi. Yer, İspanya’nın kuzeydoğusunda Barcelona’ya adeta bitişik durumdaki Sabadell şehrinin göbeğindeki Plaça de Sant Roc, yani Sant Roc meydanı. Sabadelliler akşam piyasasına çıkmışlar, meydanda geziniyorlar. Bunları nereden biliyorum, çünkü kocaman yazıyor videonun kenarında bu bilgiler; gerisini sair

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Totem ve tabu

‘Başımıza gelenlerin tarihle, sosyolojiyle, iktisatla, hâsılı sosyal bilimle alâkası yok; bilakis bunlar ilâhiyatın kapsama alanına giren ince hikmetlerdir, öyle şunu okudum, bunun doktorasını yaptım diye horozlanmak beyhûdedir’ diyenlere inat Atatürk Havaalanı patlamasını, vergi almanın ve vermenin anayasal mantığı üzerinden değerlendirmeye cesaret ediyorum; ölürsem şehid, kalırsam gazi! Dini, lâdini hukuk farketmez;

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Korsanlığa övgü

AKP’nin siyasi aklına hayranım, hatta hayranlığım bazen baygınlık raddelerini zorlayıp ürküntü derecesine kadar varıyor. Çelişkileri munisleştirmekte, en savunulamaz ihtimalleri optimalleştirmekte, en kötü ürünleri vitrine koyup çatır çatır satmakta olağanüstü maharet sergiliyorlar. Böyle ‘kesin inançlı’ bir müşteri kitlesine, çölün kumunu, okyanusun suyunu, memleketin havasını –ambalajlamaya bile lüzum görmeden- hem de

Ahmet Turan Alkan tarafından