Aksiyon Dergisi

Aksiyon Dergisi

Türkçe'nin altın zamanları, Falih Rıfkı Bey ve Taymis kıyıları

Falih Rıfkı Atay, kuruluş yıllarının gözde gazetecilerinden biridir ve bu yanıyla "köşk"e yakın gazeteci neslinin de ecdâdı sayılır. 1894 İstanbul doğumludur. Gençlik dönemine raslayan İttihat ve Terakki yıllarında, Bahriye Nezareti bünyesinde hususi kalem müdür muavinliği görevinde bulunması(1917), onun kariyer çizgisini de büyük ölçüde tayin etmiş gibidir.

Ahmet Turan Alkan tarafından

Aksiyon Dergisi

Türk bayrağının bize ettikleri

700. Yıl kutlamaları dolayısıyla kitapçı ve hediyelik eşya satan dükkan vitrinlerini az çok âşinası olduğumuz bir sembol süslemişti. Osmanlı arması. Pek çok insan, bu armanın Osmanlı Bayrağı, Osmanlıların siyasi hakimiyet sembolü olduğu zannıyla duvarlarına astılar; halbuki "Osmanlı Bayrağı" kavramı, Osmanlıları ilgilendirmeyen, daha doğrusu Osmanlılarla aynı zamanı paylaşan diğer

Ahmet Turan Alkan tarafından

Aksiyon Dergisi

Hâşim'in mânevi torunları veya zihnî hayatımızda "Cedd-i Ekber" mesele

Sencer Divitçioğlu, "Düzenin Yabancılaşması" isimli eserinde, Türkiye'de modern siyasî hayatın iki ana damar üzerinde geliştiğini savunan ve 60'lı yılların sonunda hayli yankı uyandıran bir tez ortaya koymuştu. Bu teze göre Yeniçeri-Esnaf-Ulema ittifakının teşkil ettiği "doğucu-İslamcı" halk cephesi, siyasi hayatın modernleşmesi esnasında Jön

Ahmet Turan Alkan tarafından

Aksiyon Dergisi

"Gerici"ysek sebebi var!

Tatlı tatlı anlatınca, okuyanlar ve dinleyenler hemen "nostalji" damgasını yapıştırıveriyorlar; bu lâfı sevmiyorum; Nostalji geçmişe sığınmak, geçmişi yüceltmek, özlemek ve idealize etmek mânâsına geliyor. Biz öyle bir zaman diliminde yaşıyoruz ki, vaktiyle bizzat içinde yaşadığımız sosyal iklim, bütün müesseseleri ve kavramlarıyla birlikte yıkılıp ufalanıyor; halbuki yaşadıklarımız her zaman

Ahmet Turan Alkan tarafından

Aksiyon Dergisi

Bir süpermarketin endam aynasından gördüklerim

Sosyoloji ile uğraşanlar, sosyolojiyi alt kategorilere ayırarak yeni uzmanlık alanları yaratmaya bayılıyorlar; belki de böylece sosyolojinin hemen herşeyi kapladığını düşünerek mutlu oluyorlardır; itirazım yok, belki de gerçekten gereklidir ama bu gayretin neticede özel grupları, toplum yerine ikame edecek derecede abartılması da mümkündür. Geçenlerde tasnif meraklısı sosyologlara hak vermeme yol açan

Ahmet Turan Alkan tarafından