Köşe Yazıları

Yeni Hayat Gazetesi

Bilinmeyen bir gök cismi Türkiye’ye doğru yaklaşıyor

Sayın Cumhurbaşkanım, farkındasınız değil mi? Bilinmeyen bir gök cismi Türkiye’ye doğru hızla yaklaşıyor… Hani filmde olduğu gibi Türkiye’nin, bilinmeyen tehlikeli gök cisimlerini uzayın derinliklerinde karşılayıp iki yumrukta yörüngesini değiştirerek etkisiz hale getirecek bir Süpermen’i yok, fakat siz varsınız… Evet, bir Süpermen değilsiniz ama Türkiye’nin en güçlü

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Hermafrodit deve!

Soru: Eni, boyu, derinliği ve niteliği belli bir anlaşmazlık hakkında kaç türlü hukuk kararı sözkonusu olabilir? Cevap: Olay Türkiye’de geçiyorsa, “Hukuk şöyle der!” şeklinde peşin bir tahminde bulunmak mümkün değildir. Evvela sâkin olunur; duruma bakılır, konjonktür dikkate alınır, ‘Devlet büyükleri’nin olay hakkındaki görüşü kestirilmeye çalışılır, iktidarın tavrı gözetilir.

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Muhtar akademisine doktriner ve pedagojik bir yaklaşım denemesi

Türk solunun efsanevî ‘Köy Enstitüleri’ eğitim atağına, Türk sağı 80 yıllık bir gecikmeden sonra da olsa anî bir kontratakla ihtişamlı bir cevap verdi: Muhtar Akademisi! Köy Enstitüleri, toplumsal değişimi öz kaynak kıtlığı yüzünden gerçekleştiremeyen Kemalist doktrinin, ‘naif’ ama samimi projesiydi. Rejimin gönlünde yatan ‘yeni vatandaş’ın harcı enstitülerde karılacak, orta

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Kargo politikası

Onları, kırmızı ışığın yoğunlaştırdığı kavşaklarda, parklarda, cami önlerinde, otogar peronlarında perme perişan halde çoluk-çocuk sürünürken, ille de kırma Türkçe-Arapça temennilerle dilenirken gördükçe, ‘İnsanlık ayıbı bundan daha başka nedir ki’ diye yeriniyor, içten içe, ‘Sizi bu hallere düşürenler sizden beter olsunlar.’ diye ileniyorduk sıradan vatandaşlar olarak… Politikacı farklı bir insan cinsi

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

‘Naif’ bir helâllik meselesi

‘Naif’ kelimesi artık Türkçeye yerleşti. Türkçenin zenginliğini savunan biri olarak elbette dilimizde yerli kelimelerin çoğunluk teşkil etmesini isterim ama yabancı dilden gelen kelimelere karşı düşman değilim. Dilimizde öyle kelimeler var ki, bir başka menşeden geldiğini unutmuşuzdur; meselâ ‘pantolon, pasaport, iskele, iskelet, iskemle, dümen, tablet, tablo ve daha niceleri… Arapça ve

Ahmet Turan Alkan tarafından

Yeni Hayat Gazetesi

Monarşilerde âdet budur...

Ahmet Davudoğlu’nun başbakanlıktan ‘azli’, biraz Osmanlı tarihi bilenler için ‘monarşi geleneği’ne tıpatıp uygundur. İsteyenler Mehmet İpşirli Hocamızın DİA için kaleme aldığı ‘Sadrazam’ maddesine bakabilir ve çok aydınlatıcı bilgilere ulaşabilirler. Padişah, kulları arasında münasip gördüğüne ‘sadâret’i verir ve gerektiğinde de kimseye hesap verme mecburiyeti hissetmeksizin azlederdi. Yer darlığı

Ahmet Turan Alkan tarafından