Zaman Gazetesi

Zaman Gazetesi yazıları

Zaman Gazetesi

Gemiyi delmeden ve deldirmeden...

Aksiyon dergisi’nin bu sayısındaki yazım, ‘Ağır hizmet kusuru’ başlığını taşıyordu; muhtevası kısaca şöyle: “Devlet sırrını korumak, devletle ilgili mahrem bilgilerin emniyetini sağlamak, yürütme erkinin başındaki kişi olarak yine bizzat Başbakan’ın birinci derecede görevidir; tâli derecedeki sorumluluk, devlet mahremiyetini sağlamak için görevlendirilen istihbarat bürokrasisinin ve emniyet güçlerinin omzundadır.” Yazı,

Ahmet Turan Alkan tarafından

Zaman Gazetesi

Tanrım Beni Başkan Yarat!

Dişleriniz kötü görünüyorsa yaptırmaya ama saç ektirmek veya boyatmak gibi kolay anlaşılır fizik değişikliklerine gitmemeye, cenaze ve düğünlerde mutlaka görünmeye, yöreyle ilgili istatistikleri ezberlemeye itina göstermeniz gerekiyor. Rekabet hissimin zayıflığından mıdır nedir, genç yaşlarımdan beri siyasetin “seçilmek” faslında hiç hayalim olmadı. “Seçmek” kısmında da, gençliğimin ilk ve “son” dönemleri hariç

Ahmet Turan Alkan tarafından

Zaman Gazetesi

Tevbe-i Nasuh’a davet

Yoğurt çanağının başında suçüstü yakalanan kedi hikâyesinden bahsetmiştim, hatırlayacaksınız. “Evet, bütün alâmetler kedinin yoğurdu yediğini, çanağı da devirdiğini gösteriyor ama Müslüman’a suizan yakışmaz” yaklaşımındaki inceliği de takdir etmek lâzım. Elbette, kedinin hakkını korumakta bunca titizlenen bir edânın, din kardeşleri söz konusu olduğunda da aynı titizliği göstermesi beklenir. Öyle mi

Ahmet Turan Alkan tarafından

Zaman Gazetesi

Dünyaya erken gelmiş bir hürriyetçi fikir kadını: Halide Edib Adıvar

Üsküdar İskelesi’nin sırtlarındaki Halide Edib Adıvar Lisesi, bugünlerde benzeri pek çok okul gibi tamamen yıkılarak yeniden yapıldı ve açılmak üzere. Onu, okullara adı verilen Türk büyüklerinden biri zannedenler yanılmış olurlar. Halide Edib Hanım, Cumhuriyet tarihimizin en kayda değer şahsiyetlerinden biri olmakla kalmaz; aynı zamanda Milli Mücadele’nin en öne

Ahmet Turan Alkan tarafından

Zaman Gazetesi

Başbakan’ın uçağında!

Denk düştükçe ağzını doldura doldura, “biz gazeteciler” diyebilenlere hep hasetle bakmışımdır; şu an dahi, onlara meslektaşlarım diye hitab edememiş olmanın hicrânı içindeyim. “Gazeteci değilsin anladık, ya nesin?” diye merak edenler çıksa da cevabın gerçekten hiç önemi yoktur; hiçbir cevap, “ben gazeteciyim arkadaş” cümlesinin okkalılık gradosuyla yarışamaz. Günün birinde gazeteci olabilmeyi,

Ahmet Turan Alkan tarafından