Zaman Gazetesi

Zaman Gazetesi yazıları

Zaman Gazetesi

Takrir-i Sükûn durağında inecek var mı?

Yakın tarihe göz atarken günlük gazete okuduğunuz hissine kapılmak veya yaşananların tarihteki izdüşümlerini hatırlamak, insanda “ben bunu görmüştüm, yaşamıştım” hissini uyandırıyor. Dejavu yani... İşe şu Takrir-i Sükûn’a giden süreç böyle bir şey. Hatırlayalım: 1924 Kasım’ı. Devlet 1 yaşında. Gazi’nin en yakın arkadaşları, ilk muhalif partisini kuruyorlar: Terakkiperver

Ahmet Turan Alkan tarafından

Zaman Gazetesi

Ali’yi öfkelendirmeyecektiniz!

Üç gün içinde iki defa sinemaya gitmek benim için olağanüstü bir hareketlilik. “Sinema sinemada seyredilir”cilerden değilim; küçücük salonun dört bir köşesine gizlenmiş güçlü hoparlörlerden patlayan bam-güm seslerinden rahatsız oluyorum; kezâ kendi paramla on-onbeş dakika reklam dayatılmasını da insan haklarına aykırı; ayrıca havasız bir ortam ve burnumun dibindeki perde görüntüsünü

Ahmet Turan Alkan tarafından

Zaman Gazetesi

Başbakan’ı destekliyorum!

İşte nihayet, sayın Başbakan’a hak verebileceğim, hatta alkışlayabileceğim bir cümlesine tesadüf etmiş olmanın hazzı içindeyim. Biliyordum, tahmin ediyordum, “Bu kadar da olamaz; mutlaka kalbinin, ruhunun, gönlünün ve vicdanının bir köşesinde henüz sönmemiş bir hakperestlik közü vardır” diyordum. “Evet, bugünlerde çok telâş içinde, yükü ağır; nice yıllardan beri hiç beklemediği,

Ahmet Turan Alkan tarafından

Zaman Gazetesi

Mustafa Kemal Paşa parodisi

Haberi duyunca Zaytungcular’ın muzipliği sandım; hemen ardından hükümetin “O kadar da değil, esprinin de bir hududu olmalı” şeklinde tekzip yayınlamasını bekledim. Aa, doğruymuş; AK Partili iki vekilin imzasını taşıyan teklifte, MİT’i “Muhaberat” yetkileri ile donatan maddeler var! Başbakan’ın bir süredir, “İstiklâl mücadelesi” deyip durmasının hikmeti netleşmeye başladı.

Ahmet Turan Alkan tarafından

Zaman Gazetesi

Paralel gılik!

Yılda bir kere pişirildiği için olsa gerek, heveslenip yemeye kalkıştığımızda takır-tukur dişle döğüşen, mayasız hamurdan, sert, şöyle avuç içi büyüklüğünde susamsız bir simit düşünün: Memmecimin gıliği! Gılik, simit formunun Anadolucası. Halka şeklinde pişirilmiş ekmeğe bizim oralarda hâlâ ‘gılik’ derler. Memmecim nedir veya kimdir, bilmiyorum. Olsa olsa “Mehmetçiğim”den yuvarlanıp mahallî

Ahmet Turan Alkan tarafından